Cumhuriyet’in İlanının 98. Yılı
Türk milleti için Mustafa Kemal Atatürk’ten en büyük miras cumhuriyettir. Bu sene Cumhuriyet’in ilanının 98. Yılını kutluyoruz. Peki 29 Ekim, öncesi ve sonrasında neler yaşandı? Cumhuriyet Bayramının bizler için anlam ve önemi ne? İşte Cumhuriyetin adım adım kuruluşu, ilanı ve önemi…
Devrim, daha iyisini getirmek amacıyla mevcut toplumsal ve siyasal yapılarının gerektiğinde zor kullanılarak değiştirilmesidir. Her devrim toplum içindeki bir evrimleşmenin sonucunda ortaya çıkar. Atatürk’e göre devrim ise; hâlihazırda var olan kurumları değişime zorlamaktır. Türk ulusunu geride bırakan kurumların yıkılarak yerine ulusun çağdaş ihtiyaçlarını göz önünde tutarak ilerleme sağlayacak kurumlar ortaya çıkarmaktır. Özellikle siyasal devrimler başlığı altında üç adet devrim gerçekleştirmiştir.

Bunlar sırasıyla Saltanatın Kaldırılması (1 Kasım 1922) ondan sonra Cumhuriyet’in İlanı (29 Ekim 1923) ve Halifeliğin Kaldırılması ile de son bulmaktadır (3 Mart 1924). Cumhuriyet’in ilanı aklı ve bilimi ön plana atan bir rejim tarzıdır. Büyük bir devrim niteliğinde Cumhuriyet’in ilanı, özgürlük, çağdaşlık, yenilik, demokrasi gibi yeni kavramlar önem kazandı. Türkiye Cumhuriyeti sanat, bilim, kültür yolunda adımlar atmaya doğru emin bir şekilde gitti.
Cumhuriyet nasıl ilan edildi?
Osmanlıların I. Dünya Savaşı‘ndaki yenilgisinin ardından, müttefikler Osmanlı İmparatorluğu’nun bölünmesi kapsamında Türkiye’yi işgal etmişti. Çökmekte olan Osmanlı İmparatorluğunun her köşesi müttefik güçler tarafından kuşatılmıştı. İstanbul hükümetinin işgale karşı savunmasız kalmasından ülkede direniş hareketi başladı. Müttefiklerin, İstanbul’u işgali ve Osmanlı meclisinin etkisiz bırakılmasıyla Mustafa Kemal Atatürk direniş hareketinin başına geçti.
Ankara’da meclisin açılmasıyla, Ankara milli kurtuluş mücadelesi merkezi haline dönüştü. Müttefikler Temmuz 1923’te Türk bölgelerinden ayrıldılar. Düşman işgalinden kurtuluş, Lozan antlaşması ile Türkiye’nin sınırlarının çizilmesi ve sonunda da Cumhuriyet’in İlanı ile zafer kazanıldı. Mustafa Kemal Atatürk, yeni başkent Ankara’da Türkiye Cumhuriyeti’nin ilan edildiği 29 Ekim 1923’te ilk cumhurbaşkanı seçildi. Cumhuriyet bayramı ise Türkiye genelinde ve çeşitli ülkelerce kutlanan bir ulusal bayram haline dönüştü. Türkiye Cumhuriyetinin kurulmasının ardından Mustafa Kemal Atatürk geniş kapsamlı birçok yeniliğe adım attı.
Cumhuriyet’in İlanını Gerektiren Sebepler
- Saltanatın kaldırılmasından sonra ülkede devlet başkanının bulunmaması.
- Rejimin ve devletin adının olmayışı.
- Bu sorunların diğer devletlerle ilişki kurmasında problem oluşturması.
Cumhuriyet’in İlanını Hızlandıran Gelişme

TBMM’de Rauf Orbay önderliğindeki muhalefet güçlenmişti ve Ali Fethi Bey’in çalışmalarını engelliyorlardı. Bunun yüzünden Ali Fethi bey ve bazı bakanlar görevlerinden istifa etti. Meclis yeni hükümet kurma çalışmalarından umduğunu bulamayınca çeşitli karışıklıklar yaşandı. Meclis içindeki siyasal bölünmeler nedeniyle hiçbir aday oy çoğunluğu elde edip bakan olamadı. Bu durum ülkede siyasal bunalıma dönüştü ama bu bunalım Cumhuriyet’in ilanını hızlandıran bir gelişme oldu.
Mustafa Kemal bunalım sürerken arkadaşlarıyla görüşüp Cumhuriyet’in İlan edilmesine karar verdi. 28 Ekim akşamı Kazım Paşa, Fethi Bey, İsmet Paşa, Halit Paşa ve Kemallettin Sami Paşa’yı davet etti ve onlara ünlü sözü olan “Yarın cumhuriyeti ilan edeceğiz!” dedi. Bu yüzden Mustafa Kemal ile İsmet Paşa anayasayla ilgili bazı eksiklikleri tamamlamaya başladılar. Anayasa Komisyonu’nda ki bazı değişikliklerle anaysa son halini aldı. Taslak şu şekildedir:
1- Türkiye Devleti’nin yönetim şekli Cumhuriyettir.
2- Cumhurbaşkanı TBMM üyeleri arasından bir seçim dönemi seçilir. Tekrar seçilme hakkı mevcuttur.
3- Cumhurbaşkanı, devletin de başındaki kişidir. Bu statüyle gerekli gördükçe meclise ve hükümete katlım sağlayıp başkanlık edebilir.
4- Başbakan, Cumhurbaşkanı tarafından meclis üyeleri içinden seçilir. Başbakan da Bakanlar Kurulu’nu oluşturup cumhurbaşkanının onayına götürür. Başbakan ve Bakanlar Kurulu meclisten güvenoyu alırsa, hükümet görevine başlar.
1923’te Cumhuriyet’in ilanının ardından, 158 milletvekilinin oyu ile Mustafa Kemal Atatürk Cumhurbaşkanı seçildi. Hükümeti kurma vazifesi İsmet Paşaya verildi. Ali Fethi Okyar da Meclis başkanlığına getirildi.
Cumhuriyet’in ilanı ile;
- Devlet rejiminin adı konmuş oldu. (Türkiye Cumhuriyeti)
- Siyasal bunalım bitmiş oldu, Meclis Hükümeti yerine Kabine sistemi getirildi.
- Devlet başkanlığı problemi çözüldü.
Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’ün Meclise ilk hitabından birkaç cümlesi TBMM kayıtlarında şöyle yer aldı:
Milletimiz kendisinde var olan vasıfları ve değeri, hükümetin yeni adıyla medeniyet dünyasına çok daha kolaylıkla gösterebilecektir. Türkiye Cumhuriyeti, dünya devletleri arasında tuttuğu yere layık olduğunu eserleriyle ispat edecektir.
….
Daima milletin sevgi ve güvenine dayanarak hep birlikte ileri gideceğiz. Türkiye Cumhuriyeti mesut, muvaffak ve muzaffer olacaktır.”
Atatürk’ün Cumhuriyet’i ilan etme anında çekilen videoyu da buraya sizler için bırakıyoruz. Ayrıca o günler gerçekçi bir şekilde anlatmaya çalışan birçok film de bulunmakta. Bunları da keyifle izleyebilirsiniz.
Cumhuriyetin İlanının Bayram Olarak Kabulü ve Kutlamalar
Cumhuriyet’in ilan edildiği dönem cumhuriyet bayramı olarak alınmıyordu, kutlamalar düzenlenmemişti. Halk hemen kendi kendine şenlikler, eğlenceler düzenledi. Ertesi yıl 26 Ekim 1924’te kararname ile özel bir programla kutlanılmasına karar verildi. Bu günden sonra yapılan tüm kutlamalar cumhuriyet bayramı olarak planlandı.
Şubat 1925’te Dışişleri bakanlığınca teklif ile 29 Ekim’in Cumhuriyet Bayramı şeklinde kutlanması önerildi. Bu teklif TBMM kararınca kabul gördü. Daha sonra Cumhuriyet Bayramının milli bayram olarak kutlanması bir hüküm şeklini aldı. 1925’ten itibaren ülke içinde ve çeşitli ülkelerde Cumhuriyet Bayramı resmi bir bayram gibi kutlanmaya başlandı. 27 Mayıs 1935’te yapılan milli bayramlar düzenlemesi ile daha önceden kutlanan Meşrutiyetin İlan günü ve Saltanatın Kaldırılış günü milli bayramlar arasından kaldırılıp artık kutlanılmadı. 29 Ekim ise “ulusal bayram” ilan edildi ve devlet tarafından büyük kutlamalarla cumhuriyet bayramı kutlamasının o gün yapılmasına karar verildi.
Cumhuriyetin ilk yıllarında cumhuriyet bayramları günlük bir şekilde yapılan şenliklerle kutlanır, gün içinde sırasıyla resmikabul, geçit töreni ve akşam da fener alayının yapılmasıyla son bulurdu. Ayrıca şehrin ileri gelenleri için de Cumhuriyet baloları düzenlenirdi. 1933 yılında Cumhuriyet’in ilanının onuncu yılı olması ve Mustafa Kemal’in reformları ve ekonomik kalkınmanın iyiye gitmesiyle daha farklı ve coşkulu hal almaya başladı. Cumhuriyet Bayramı kutlamaları yani Onuncu Yıl kutlaması öncekilerden çok farklı olacaktı. Bunun için kararname ile Cumhuriyet Bayramının üç gün sürmesi ve üç gününü resmi tatil olarak planlanması kararlaştırıldı. Tüm yurtta isim koyma törenleri, çeşitli anıtlar bu zafere ithaf edildi.

Cumhuriyet bayramı günümüzde hala yurtta coşku ve sevinçle kutlanmaktadır. Birçok kişi de Atatürk’ün anıtlarına çelenk bırakır ya da Ankara’daki Atatürk’ün mozolesini ziyaret eder. Atatürk’ün, Ankara Cumhuriyet meydanında 10.Yıl nutkunda söylediği o güçlü sözü, “Türk Milleti! Ebediyete akıp giden her on senede, bu büyük millet bayramını daha büyük şereflerle, saadetlerle huzur ve refah içinde kutlamanı gönülden dilerim.
Ne mutlu Türk’üm diyene!”
Cumhuriyet Bayramı Resmi Tatil mi?
Cumhuriyet Bayramı nedeniyle 28 Ekim öğleden sonra ve 29 Ekim tam gün olmak üzere resmi tatildir. Yani 28 Ekim öğleden sonra okullar, iş yerleri, bankalar resmi tatil oluyor. 29 Ekim ise Cumhuriyet bayramına denk geldiğinden tam gün resmi tatildir. Türkiye ve Kuzey Kıbrıs başta olmak üzere Cumhuriyet bayramının kutlandığı ülkelerde de bir buçuk gün tatil olmaktadır.
Daha fazla ve farklı yazılarımızı okumak için buraya tıklayın!



